![]() |
| Kerouac, Ginsberg, Orlovsky, Orlovsky, Corso '56 |
Kuşağın elemanlarında ki tipik özellikler; otostopla ülkeyi dolaşarak, caz müzik dinleyerek, başkalarının hayatlarına karışmayarak ve uyuşturucu maddeler kullanarak yaşamaktır. Aynı zamanda bulundukları ortama has çiçek çocuk olgusu ile yetişmişlikleri, yani özgürlükçü; tutuculuğa, baskıya, savaşa, faşizme karşı; doğu inanışlarına, budizme dönük ve azınlık haklarını savunan bir düşünce sistemine sahipler.
Ve işte bu dönemde, bu kuşağın manifestosu olarak bilinen 'Howl' (Uluma) şiiri, 1956 yılında Allen Ginsberg tarafından kaleme alınır. Neredeyse tamamen bu şiire, şiir yayınlandıktan sonra ki sürece (sansür, yasaklama, yargılama vb.) ve elbette Ginsberg'e odaklanan 'Howl' filminde ise Ginsberg, başyapıtı hakkında şunları söylemektedir; "Uluma'yı aslında Jack için yazdım." ve şiir başlarken, 'Carl Solomon için ithaf edilmiştir' diye bir ibare yer alır. Solomon, Ginsberg'in psikolojik bir buhran içinde ki annesi ile aynı pskiyatrı kliniğin de tanıştığı bir akıl hastasıdır. Şiir Amerika'da liselerde şiir antolojilerinde yer alırken, aynı zamanda müstehcenlikten ötürü sansüre tabii tutuluyor ve yayımının iptal edilmesi bile söz konusu olabiliyor. Howl şiiri, bir çok insan için, birden fazla anlamlara bürünüyor, kanatlanıyor, bağırıyor. Her bir dizesi bir nevi gökkuşağı rengi görevini üstleniyor ve okuyucu tarafından ayrı ayrı tatlarda damıtılıyor ama herkes ve herşey için bir ortak noktası olacaktır ki; Howl dünya şiiri için bir kilometre taşıtır ve her zaman öyle kalacaktır...+ okuma için müzik tavsiyeleridir, kişisel zevktir.
Howl, Allen Ginsberg
Carl Solomon için
![]() |
| Howl by JaraRow @Devianart |
I
gördüm kuşağımın en iyi beyinlerinin çılgınlıkla yıkıldığını, histerik çıplaklıkla açlıktan geberdiğini,
zenci sokakların şafağında gördüm onları bozuk kafalarıyla mal ararken,
gecenin makinesinde yıldızlı dinamo ile eski cennetsel bağ için yanıp tutuşan melek kafalı hipsterler,
yoksulluk ve paçavralar ve sahte gözlerle şehirlerin üstünde yüzen sıcak suyu olmayan ucuz odaların doğa üstü karanlığında yükseğe doğrulup sigara içerken jazzı seyredenler,
Yaradan’ın cennetinde zihinleri apaçık olanlar aydınlatılmış ucuz çatı katlarında ve yeraltlarında Muhammed’in dolaşaduran meleklerini görenler,
Arkansas ve Blake-ışığı trajedisi arasından parlak ifadesiz halüsinatif gözlerle bilgi savaşının üniversitelerinden geçip gidenler,
akademilerden delilik ve ahlaksızlığa düzdükleri methiyeleri kafatası üzerindeki pencerelerde yayınladıkları için tekmeyi yiyenler,
parasını çöp sepetlerinde yakarak ve dehşeti duvardan dinleyerek tıraşsız odalarda don gömlek sinenler,

